Follow us on Facebook :P

dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2013

Ashabı Bedir

İçinde bulunduğumuz şu mübarek günler hürmetine Ashabı Bedir’i yad etmek, ruhlarına salat ve selam okumak, bu kutlu insanlar hürmetine; aşk, feyz, nur, bereket ve himaye vesilesi olması ümidi ve temennisi ile Rabbimize yapacağımız münacatlarda mutlaka yer vermemiz ısrarla öğütlenmiş. Bizde önemine binaen hatırlatıyoruz.
Bedir meleklerin harbe fiilen katıldığı bir savaştır. Teslimiyet ruhuyla Rabb’ lerine sığınanlara Allah’ın c.c.  nasıl koruma sağladığının ve yardım ettiğinin mücessem örneğidir.   Adeta demiştir ki: ‘Ey ümmeti Muhammed s.a.v “Eğer sen olmasaydın felekleri yaratmazdım” övgüsüne mashar olmuş Habibinin a.s.m. etrafında teslim olmuş ashabına yardım ettiğim gibi; Eğer sizde teslim olur, inanırsanız sizde o kalkanın altında korunur, sancağının altında gölgelenir siniz” demektedir.
  • Bedir Savaşı’na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz müjdelemişlerdir.
  • Savaşın seyri sırasında kendilerine Allah tarafından gönderilen meleklerin de katıldığı Kur’ân’da bildirilmiş olup bu onlar için ayrıca bir fazilet sebebidir.
  • Ehli kemâl bazı zevatın beyanına nazaran Evliyâullah’dan pek çoğu velilik makamına Bedir ehlinin mübarek isimlerini okumaya devam etmekle nail olmuşlardır.
  • Birçok hastalığa tutulan kimsenin Bedir ehlinin mübarek ismini zikr ederek bu vesile ile şifa taleb edip lütfü ilâhiye mazhar olarak hastalık­larından kurtuldukları rivayet edilmektedir
  • Ehli irfan bir zat: “Hasta bir kimsenin başı­na elimi koyup halis bir niyyetle Bedir ashabının adını okuduğumda mutlak şifa hâsıl olmuştur. Hatta hastanın eceli dahi gelmişse en azından rahatsızlığı hafiflemiştir.” demektedir.
  • Bazıları da: “Duadan önce Bedir ashabının isimlerinin okunmasının duânin sür’atle kabulüne vesile olduğunu” söylemişlerdir.
Cafer b. Abdullah şöyle diyor:
“Babam bana Peygamber (S.A.V.)’in bütün ashabını sevmemi vasiyet eder ve şunu ilave ederdi.
“Ey canım yavrum, Bedir ashabının adı zikr edilince duâ kabul olunur, bu mübarek isimleri zikreden kulu, ilâhi rahmet; bereket gufran ve rızâ-ı İlâhî kuşatır. Bu isimleri okuyarak hacetde bulunanın dileği mutlaka yerine getirilir…”
Şu kadar var ki: Bu mübarek isimlerin okunuşu sırasında herbirinin adı söylenince, Radıyallahü anh (Allah ondan razı olsun) demek lazımdır. Şüphe yok ki Peygamberimizin adı söylenince Sallallahü Aleyhi ve Sellem denecektir. Zira bu edebe riayet etmek, maksadın daha kısa zamanda elde edilmesinde vesiledir.
Cenab-ı Hakk (c.c.) bizleri onların şefaatine nail eylesin. Amin
(Rıdvanullahi aleyhim ecmeıyn)
01. Seyyidüna ve nebiyyüna Muhammed el-Muhaciri (Sallallahu teala aleyhi ve sellem)
02. Seyyidüna Ebû Bekir Sıddıyk el-Muhaciri (R.A.)
03. Seyyidüna Ömer ibnü’l-Hattab el-Muhaciri (R.A.)
04. Seyyidüna Osman ibn-i Affan el-Muhaciri (R.A.)
05. Seyyidüna Aliyy ibn-i Ebi Talib el-Muhaciri (R.A.)
06. Seyyidüna Talha bin Ubeydullah el-Muhaciri (R.A.)
07. Seyyidüna Zübeyr ibn-i Avvam el-Muhaciri (R.A.)
08. Seyyidüna Abdurrahman bin Avf el-Muhaciri (R.A.)
09. Seyyidüna Sa’d bin Ebi Vakkas el-Muhaciri (R.A.)
10. Seyyidüna Said ibn-i Zeyd el-Muhaciri (R.A.)
11. Seyyidüna Ebu Ubeyde bin Cerrah el-Muhaciri (R.A.)
12. Seyyidüna Übeyy ibn-i Ka’b el-Hazreci (R.A.)
13. Seyyidüna el-Ahnes ibn-i Habib el-Muhaciri (R.A.)
14. Seyyidüna el-Erkam ibn-i Erkam el-Muhaciri (R.A.)
15. Seyyidüna Es’ad ibn-i Yezîd el-Hazreci (R.A.)
16. Seyyidüna Enes Mevla Rasülillah Muhaciri (R.A.)
17. Seyyidüna Enes ibn-i Muaz el-Hazreci (R.A.)
18. Seyyidüna Enes ibn-i Katadet’el-Evsi (R.A.)
19. Seyyidüna Evs ibn-i Sabit el-Hazreci (R.A.)
20. Seyyidüna Evs ibn-i Havli el-Hazreci (R.A.)
21. Seyyidüna İyas ibn-i Evs el-Evsi (R.A.)
22. Seyyidüna İyas ibn’il-Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)
23. Seyyidüna Büceyr ibn-i Ebi Büceyr el-Hazreci (R.A.)
24. Seyyidüna Bahhas ibn-i Sa’lebe el-Hazreci (R.A.)
25. Seyyidüna el-Bera bin Ma’rur el-Hazreci (R.A.)
26. Seyyidüna Besbese bin Amr el-Hazreci (R.A.)
27. Seyyidüna Bişr ibn’il-Bera el-Hazrecî (R.A,)
28. Seyyidüna Beşir ibn-i Said el-Hazrecî (R.A.)
29. Seyyidüna Bilal ibn-i Rebah el-Muhaciri (R.A.)
30. Seyyidüna Temim Mevla Hıraş el-Hazreci (R.A.)
31. Seyyidüna Temim Mevla Beni Ganem bin es-Silm el-Evsî (R.A.)
32. Seyyidüna Temim ibn-i Yuar el-Hazrecî (R.A.)
33. Seyyidüna Sabit ibn-i Akram el-Evsi (R.A.)
34. Seyyidüna Sabit ibn-i Sa’lebe el-Hazrecî (R.A.)
35. Seyyidüna Sabit ibn-i Halid el-Hazrecî (R.A.)
36. Seyyidüna Sabit ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
37. Seyyidüna Sabit ibn-i Hezzal el-Hazrecî (R.A.)
38. Seyyidüna Sa’lebe bin Hatim el-Evsî (R.A.)
39. Seyyidüna Sa’lebe bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
40. Seyyidüna Sa’lebe bin Aneme el-Hazreci (R.A.)
41. Seyyidüna Sıkf ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
42. Seyyidüna Cabir ibn-i Abdullah bin Riyab el-Hazrecî (R.A.)
43. Seyyidüna Cabir ibn-i Abdullah bin Amr el-Hazreci (R.A.)
44. Seyyidüna Cebbar ibn-i Sahr el-Hazrecî (R.A.)
45. Seyyidüna Cübr ibn-i Atik el-Evsi (R.A.)
46. Seyyidüna Cübeyr ibn-i İyas el-Evsi (R.A.)
47. Seyyidüna Hamza bin Abd’il-Muttalib el-Muhaciri (R.A.)
48. Seyyidüna el-Haris ibn-i Enes el-Evsi (R.A.)
49. Seyyidüna el-Haris ibn-i Evs bin Rafi’ el-Evsi (R.A.)
50. Seyyidüna el-Haris ibn-i Evs bin Muaz el-Evsî (R.A.)
51. Seyyidüna el-Haris ibn-i Hatib el-Evsî (R.A.)
52. Seyyidüna el-Haris ibn-i Ebî Hazme el-Evsi (R.A.)
53. Seyyidüna el-Haris ibn-i Hazme el-Hazreci (R.A.)
54. Seyyidüna el-Haris ibn-i Simme el-Hazrecî (R.A.)
55. Seyyidüna el-Haris ibn-i Arfece el-Evsi (R.A.)
56. Seyyidüna el-Haris ibn-i Kays el-Evsî (R.A.)
57. Seyyidüna el-Haris ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
58. Seyyidüna el-Haris ibn’un-Nu’man ibn-i Ümeyye el-Evsi (R.A.)
59. Seyyidüna Harise bin Süraka el-Hazrecî (ŞEHİD) (R.A.)
60. Seyyidüna Harise bin Nu’man el-Hazreci (R.A.)
61. Seyyidüna Hatıb ibn-i Ebi Beltea el-Muhaciri (R.A.)
62. Seyyidüna Hatıb ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
63. Seyyidüna el-Hubab ibn-i Münzir el-Hazrecî (R.A.)
64. Seyyidüna Habîb ibn-i Esved el-Hazrecî (R.A.)
65. Seyyidüna Haram ibn-i Milhan el-Hazreci (R.A.)
66. Seyyidüna Hureys ibn-i Zeyd el-Hazreci (R.A.)
67. Seyyidüna el-Husayn ibn-i Haris el-Muhaciri (R.A)
68. Seyyidüna Hamza bin el-Mumeyyir el-Hazreci (R.A.)
69. Seyyidüna Harice bin Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
70. Seyyidüna Halid ibn-i el-Bükeyr el-Hazrecî (R.A.)
71. Seyyidüna Halid ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
72. Seyyidüna Habbab ibn’ül-Eret el-Muhaciri (R.A.)
73. Seyyidüna Habbab Mevla Utbe el-Muhaciri (R.A.)
74. Seyyidüna Hubeyb ibn-i İsaf el-Hazreci (R.A.)
75. Seyyidüna Hıdaş ibn-i Katade el-Evsi (R.A.)
76. Seyyidüna Hıraş ibn’is-Sımme el-Hazrecî (R.A.)
77. Seyyidüna Hureym ibn-i Fatik el-Muhacirî (R.A.)
78. Seyyidüna Hallad ibn-i Rafi’ el-Hazreci (R.A.)
79. Seyyidüna Hallad ibn-i Süveyd el-Hazrecî (R.A.)
80. Seyyidüna Hallad ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
81. Seyyidüna Hallad ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
82. Seyyidüna Huleyd ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.»
83. Seyyidüna Halife bin Adiyy el-Hazrecî (R.A.)
84. Seyyidüna Huneys ibn-i Hazafe el-Muhaciri (R.A.)
85. Seyyidüna Havvat ibn-i cübeyr el-Evsî (R.A.)
86. Seyyidüna Havli bin Ebî Havli el-Muhaciri (R.A.)
87. Seyyidüna Zekvan ibn-i Ubeyd el-Hazrecî (R.A.)
88. Seyyidüna Zü’ş-Şimaleyn ibn-i Abd Amr el-Muhaciri (ŞEHİD) (R.A.)
89. Seyyidüna Raşid ibn-i Mualla el-Hazrecî (R.A.)
90. Seyyidüna Rafi bin Haris el-Hazreci (R.A.)
91. Seyyidüna Rafi’ bin ğunecde el-Evsî (R.A.)
92. Seyyidüna Rafi’ bin Malik el-Hazrecî (R.A.)
93. Seyyidüna Rafi’ibn’ül-Muall el-Hazrecî (ŞEHİD) (R.A.)
94. Seyyidüna Rafi’ bin Yezîd el-Evsi (R.A.)
95. Seyyidüna Rib’ıy bin Rafi’ el-Evsî (R.A.)
96. Seyyidüna er-Rebi’ibn-ü İyas el-Hazrecî (R.A.)
97. Seyyidüna Rabia bin Eksem el-Muhaciri (R.A.)
98. Seyyidüna Ruhayle bin Sa’lebe el-Hazrecî (R.A.)
99. Seyyidüna Rifaa bin Haris el-Hazreci (R.A.)
100.Seyyidüna Rifaa bin Rafi’ el-Hazrecî (R.A.)
101.Seyyidüna Rifaa bin Abd’il Münzir el-Evsî (R.A.)
102.Seyyidüna Rifaa bin Amr el-Hazreci (R.A.)
103.Seyyidüna Zübeyr ibn-i Avvam (R.A.)
104.Seyyidüna Ziyad ibn’is-Seken el-Evsî (R.A.)
105.Seyyidüna Ziyad ibn-i Lebid el-Hazrecî (R.A.)
106.Seyyidüna Ziyad ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
107.Seyyidüna Zeyd ibn-i Eslem el-Evsi (R.A.)
108.Seyyidüna Zeyd ibn-i Harise el-Muhaciri (R.A.)
109.Seyyidüna Zeyd ibn’ül-Hattab el-Muhaciri (R.A.)
110.Seyyidüna Zeyd ibn’ül-Müzeyyen el-Hazrecî(R.A.)
111.Seyyidüna Zeyd ibn’ül-Mualla el-Hazrecî (R.A.)
112.Seyyidüna Zeyd ibn-i Vedia el-Hazreci (R.A.)
113.Seyyidüna Salim Mevla Ebî Huzeyfe el-Muhaciri (R.A.)
114.Seyyidüna Salim ibn-i Umeyr el-Evsî (R.A.)
115.Seyyidüna es-Saib ibn-i Osman el-Muhaciri (R.A)
116.Seyyidüna Sebre bin Fatik el-Muhaciri (R.A.)
117.Seyyidüna Süraka bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
118.Seyyidüna Süraka bin Ka’b el-Hazreci (R.A.)
119.Seyyidüna Sa’d Mevla Hatıb el-Muhaciri (R.A.)
120.Seyyidüna Sa’d ibn’i Havle el-Muhaciri (R.A.)
121.Seyyidüna Sa’d ibn’i Hayseme el-Evsî (ŞEHİD)(R.A.)
122.Seyyidüna Sa’d ibn’ür-Rebi el-Hazrecî (R.A.)
123.Seyyidüna Sa’d ibn-i Zeyd el-Evsi (R.A.)
124.Seyyidüna Sa’d ibn-i Sa’d el-Hazrecî (R.A.)
125.Seyyidüna Sa’d ibn-i Sehi el-Hazreci (R.A.)
126.Seyyidüna Sa’d ibn-i Ubade el-Hazrecî (R.A.)
127.Seyyidüna Sa’d ibn-u Ubeyd el-Evsi (R.A.)
128.Seyyidüna Sa’d ibn-i Osman el-Hazrecî (R.A.)
129.Seyyidüna Sa’d ibn-i Muaz el-Evsi (R.A.)
130.Seyyidüna Süflan ibn-i Bişr el-Hazrecî (R.A.)
131.Seyyidüna Seleme bin Eslem el-Evsî (R.A.)
132.Seyyidüna Süleym ibn-ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
133.Seyyidüna Seleme bin Selame el-Evsi (R.A.)
134.Seyyidüna Selît’ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
135.Seyyidüna Süleym ibn-ül Haris el-Hazrecî (R.A.)
136.Seyyidüna SUleym ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
137.Seyyidüna Süleym ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
138.Seyyidüna Süleym ibn-i Milhan el-Hazrecî (R.A.)
139.Seyyidüna Simak ibn-i Sa’d el-Hazrecî (R.A.)
140.Seyyidüna Sinan ibn-i Ebî Sinan el-Muhaciri (R.A.)
141.Seyyidüna Sinan ibn-i Sayfi el-Muhaciri (R.A.)
142.Seyyidüna Sehl ibn-i Huneyf el-Evsî (R.A.)
143.Seyyidüna Sehl ibn-i Rafi’ el-Hazrecî (R.A.)
144.Seyyidüna Sehl ibn-i Atik el-Hazreci (R.A.)
145.Seyyidüna Sehl ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
146.Seyyidüna Sehl ibn-i Vehb el-Muhaciri (R.A.)
147.Seyyidüna Sehl ibn-i Rafi’ el-Hazrecî (R.A.)
148.Seyyidüna Sevad ibn-i Zerin el-Hazrecî (R.A.)
149.Seyyiduna Sevad ibn-i Ğaziyye el-Hazrecî (R.A.)
150.Seyyidüna Süveybıt ibn-i Harmele el-Muhaciri (R.A.)
151.Seyyidüna Şüca’ ibn-i Ebi Vehb el-Muhaciri (R.A.)
152.Seyyidüna Şerik ibn-i Enes el-Evsî (R.A.)
153.Seyyidüna Şemmas ibn-i Osman el-Muhaciri (R.A.)
154.Seyyiduna Sabiyh Mevla Eb’l-As el-Muhaciri (R.A.)
155.Seyyidüna Safvan ibn-i Vehb el-Muhaciri (ŞEHİD)(R.A.)
156.Seyyidüna Şuheyb ibn-i Sinan el-Muhaciri (R.A.)
157.Seyyidüna Sayfi bin Sevad el-Hazreci (R.A.)
158.Seyyidüna ed-Dahhak ibn-i Harise el-Hazreci (R.A.)
159.Seyyidüna ed-Dahhak ibn-i Abd-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
160.Seyyidüna Damre bin Amr el-Hazreci (R.A.)
161.Seyyidüna et-Tufeyl ibn-i Haris el-Muhaciri (R.A.)
162.Seyyidüna et-Tufeyl ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
163.Seyyidüna et-Tufeyl ibn-i Nu’man el-Hazrecî (R.A.)
164.Seyyidüna Tuleyb ibn-u Umeyr el-Muhaciri (R.A.)
165.Seyyidüna Asım ibn-i Sabir el-Evsî (R.A.)
166.Seyyidüna Asım ibn-i Adiyy el-Evsî (R.A.)
167.Seyyidüna Asım ibn-i Ukeyr el-Hazrecî (R.A.)
168.Seyyidüna Asım ibn-i Kays el-Evsi (R.A.)
169.Seyyiduna Akıl ibn’ül-Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)(ŞEHİD)
170.Seyyidüna Amir ibn-i Ümeyye el-Hazreci (R.A.)
171.Seyyidüna Amir ibn-i Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)
172.Seyyiduna Amir ibn-i Rebia el-Muhacirî (R.A.)
173.Seyyidüna Amir ibn-i Sa’d el-Hazrecî (R.A.)
174.Seyyidüna Amir ibn-i Seleme el-Hazrecî (R.A.)
175.Seyyidüna Amir ibn-i Füheyre el-Muhaciri (R.A.)
176.Seyyidüna Amir ibn-i Muhalled el-Hazrecî (R.A.)
177.Seyyidüna Amir ibn-i Yezîd el-Evsî (R.A.)
178.Seyyidüna Ayiz ibn-i Maıs el-Hazreci (R.A.)
179.Seyyidüna Abbad ibn-i Bişr el-Evsi (R.A.)
18O.Seyyidüna Abbad ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
181.Seyyidüna Ubade bin Samit el-Hazrecî (R.A.)
182.Seyyidüna Abdullah ibn-i Sa’lebe el-Hazrecî (R.A.)
183.Seyyidüna Abdullah ibn-i Cübeyr el-Evsî (R.A.)
184.Seyyidüna Abdullah ibn-i Çahş el-Muhaciri (R.A.)
185.Seyyidüna Abdullah ibnü’l-Ced el-Hazrecî (R.A.)
186.Seyyidüna Abdullah ibn’ül-Humeyyir el-Hazreci (R.A.)
187.Seyyiduna Abdullah ibn’ür-Rebi el-Hazreci (R.A.)
188.Seyyidüna Abdullah ibn-i Revaha el-Hazrecî (R.A.)
189.Seyyidüna Abdullah ibn-i Zeyd el-Hazreci (R.A.)
190.Seyyidüna Abdullah ibn-i Süraka el-Muhaciri (R.A.)
191.Seyyidüna Abdullah ibn-i Seleme el-Evsi (R.A.)
192.Seyyidüna Abdullah ibn-i Sehi el-Evsi (R.A.)
193.Seyyidüna Abdullah ibn-i Süheyl el-Muhaciri (R.A.)
194.Seyyidüna Abdullah ibn-i Şerik el-Evsi (R.A.)
195.Seyyidüna Abdullah ibn-i Tarık el-Evsi (R.A.)
196.Seyyidüna Abdullah ibn-i Amir el-Hazreci (R.A.)
197.Seyyidüna Abdullah ibn-i Abd-i Menaf el-Hazreci (R.A.)
198.Seyyidüna Abdullah ibn-i Urfuta el-Hazrecî (R.A.)
199.Seyyidüna Abdullah ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
200.Seyyidüna Abdullah ibn-i Ümeyr el-Hazrecî (R.A.)
201.Seyyidüna Abdullah ibn-i Kays bin Halid el-Hazrecî (R.A.)
202.Seyyiduna Abdullah ibn-i Kays bin Sayfi el-Hazrecî (R.A.)
203.Seyyidüna Abdullah ibn-i Ka’b el-Hazrecî (R.A.)
204.Seyyidüna Abdullah ibn-i Mahreme el-Muhaciri (R.A.)
205.Seyyidüna Abdullah ibn-i Mes’ud el-Muhacirî (R.A.)
206.Seyyidüna Abdullah ibn-i Maz’un el-Muhacirî (R.A.)
207.Seyyidüna Abdullah ibn-i Numan el-Muhacirî (R.A.)
208.Seyyidüna Abd-i Rabb ibn-i Cebr el-Evsî (R.A.)
209.Seyyiduna Abdurrahman ibn-i Cebr el-Evsi (R.A.)
210.Seyyidüna Abdet’el-Haşhaş el-Hazrecî (R.A.)
211.Seyyidüna Abd ibn-i Amir el-Hazrecî (R.A.)
212.Seyyidüna Ubeyd ibn’ut-Teyyihan ey-Evsî (R.A.)
213.Seyyidüna Ubeyd ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
214.Seyyidüna Ubeyd ibn-i Ebî Ubeyd el-Evsi (R.A.)
215.Seyyidüna Ubeyde bin Haris el-Muhaciri (R.A.)
216.Seyyidüna Utban ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
217.Seyyidüna Utbe bin Rebıa el-Hazrecî (R.A.)
218.Seyyidüna Utbe bin Abdullah el-Hazrecî (R.A.)
219.Seyyidüna Utbe bin Gazvan el-Muhacirî (R.A.)
220.Seyyidüna Osman ibn-i Maz’un el-Muhacirî (R.A.)
221.Seyyidüna el-Aclan ibn’ün Nu’man el-Hazrecî (R.A.)
222.Seyyidüna Adiyy ibn-i Ebi Zağba el-Hazreci (R.A.)
223.Seyyidüna İsmet’übn’ül-Husayn el-Hazrecî (R.A.)
224.Seyyidüna Usaymet’ül-Hazreci (R.A.)
225.Seyyidüna Atıyye bin Nüveyre el-Hazrecî (R.A.)
226.Seyyidüna Ukbe bin Amir el-Hazrecî (R.A.)
227-Seyyidüna Ukbe bin Osman el Hazrecî (R.A.)
228.Seyyiduna Ukbe bin Vehb el-Hazreci (R.A.)
229.Seyyidüna Ukbe bin Vehb el-Muhacirî (R.A.)
230.Seyyidüna Ukkaşe bin Mıhsan el-Muhacirî (R.A.)
231.Seyyidüna Amman ibn-i Yasir el-Muhacirî (R.A.)
232.Seyyidüna Umare bin Hazm el-Hazrecî (R.A.)
233.Seyyidüna Umare bin Ziyad el-Evsî (R.A.)
234.Seyyidüna Amr ibn-i İyas el-Hazrecî (R.A.)
235.Seyyidüna Amr ibn-i Sa’lebe el-Hazrecî (R.A.)
236.Seyyidüna Amr ibn’ül-Cemuh el-Hazrecî (R.A.)
237.Seyyidüna Amr ibn’ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
238.Seyyidüna Amr ibn’ül Haris el-Muhacirî (R.A.)
239.Seyyidüna Amr ibn-i Süraka el-Muhaciri (R.A.)
240.Seyyidüna Amr ibn-i Ebi Şerh el-Muhaciri (R.A.)
241.Seyyidüna Amr ibn-i Talk el-Hazreci (R.A.)
242.Seyyidüna Amr ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
243.Seyyidüna Amr ibn-i Muaz el-Evsî (R.A.)
244.Seyyidüna Umeyr ibn-i Haram el-Evsî (R.A.)
245.Seyyidüna Umeyr ibn’ül Humam el-Hazrecî (R.A.) (ŞEHİD)
246.Seyyidüna Umeyr ibn’ül-Amir el-Hazrecî (R.A.)
247.Seyyidüna Umeyr ibn-i Avf el-Muhacirî (R.A.)
248.Seyyidüna Umeyr ibn-i Ma’bed el-Evsî (R.A.)
249.Seyyidüna Umeyr ibn-i Ebî Vakkas el-Muhacirî (R.A.) (ŞEHİD)
250.Seyyidüna Avf ibn’ül-Haris el-Hazreci (R.A.)
251.Seyyidüna Uveym ibn-i Saide el-Evsî (R.A.)
252.Seyyidüna İyaz ibn-i Züheyr el-Muhacirî (R.A.)
253.Seyyidüna Ğannam ibn-i Evs el-Hazrecî (R.A.)
254.Seyyiduna el-Fakih ibn-i Bişr el-Hazrecî (R.A.)
255.Seyyiduna Ferve bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
256.Seyyiduna Katade bin Numan el-Hazrecî (R.A.)
257.Seyyidüna Kudame bin Maz’un el-Muhaciri (R.A.)
258.Seyyidüna Kutbe bin Amir el-Hazreci (R.A.)
259.Seyyidüna Kays ibn-i Mıhsan el-Hazrecî (R.A.)
260.Seyyidüna Kays ibn-i Mıhsan el-Hazrecî (R.A.)
261.Seyyidüna Kays ibn-i Muhalled el-Hazrecî (R.A.)
262.Seyyidüna Ka’b ibn-i Cemmez el-Hazreci (R.A.)
263.Seyyidüna Ka’b ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
264.Seyyidüna Malik ibn-i Ebi Havli el-Muhacirî (R.A.)
265.Seyyidüna Malik ibn-i Ebi Havli el-Muhaciri (R.A.)
266.Seyyidüna Malik ibn’ud Duhşum el-Hazrecî (R.A.)
267.Seyyidüna Malik ibn-i Rifaa el-Hazreci (R.A.)
268.Seyyidüna Malik ibn-i Rifaa el-Hazrecî (R.A.)
269.Seyyidüna Malik ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
270.Seyyidüna Malik ibn-i Kudame el-Evsı (R.A.)
271.Seyyidüna Malik ibn-i Mes’üd el-Hazrecî (R.A.)
272.Seyyiduna Malik ibn-i Nümeyle el-Evsi (R.A.)
273.Seyyidüna Malik Mübeşşir bin Abd’il-Munzir el-Evsî (R.A.) (ŞEHİD)
274-Seyyidüna Mücezzer ibn-i Ziyad el-Hazreci (R.A.)
275.Seyyidüna Muhriz ibn-i Amin el-Hazrecî (R.A.)
276.Seyyidüna Muhriz ibn-i Nasle el-Muhaciri (R.A.)
277.Seyyidüna Muhammed ibn-i Mesleme el-Evsî (R.A.)
278.Seyyidüna Midlac ibn-i Amir el-Muhaciri (R.A.)
279.Seyyidüna Mersed ibn-i Mersed el-Hazreci (R.A.)
280.Seyyiduna Mistah ibn-i Üsase el-Muhaciri (R.A.)
281.Seyyidüna Mes’üd ibn-i Evs el-Hazrecî (R.A.)
282.Seyyidüna Mes’üd ibn-i Halde el-Hazrecî (R.A.)
283.Seyyidüna Mes’üd ibn-i Rebia el-Muhacirî (R.A.)
284.Seyyidüna Mes’üd ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
285.Seyyidüna Mes’üd ibn-i Sa’d el-Hazrecî (R.A.)
286.Seyyidüna Mes’üd ibn-i Sa’d el-Evsi (R.A.)
287.Seyyidüna Mus’ab ibn-i Umeyr el-Muhacirî (R.A.)
288.Seyyidüna Muaz ibn-i Cebel el-Hazreci (R.A.)
289.Seyyidüna Muaz ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
290.Seyyidüna Muaz ibn-üs Sımme el-Hazrecî (R.A.)
291.Seyyidüna Muaz ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
292.Seyyidüna Muaz ibn-i Maıs el-Hazreci (R.A.)
293.Seyyidüna Ma’bed ibn-i Abbad el-Hazreci (R.A.)
294.Seyyidüna Ma’bed ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
295.Seyyidüna Muattib ibn-i Ubeyd el-Evsi (R.A.)
296.Seyyidüna Muattib ibn-i Avf el-Muhaciri (R.A.)
297.Seyyidüna Muattib ibn-i Kuşeyr el-Evsî (R.A.)
298.Seyyidüna Ma’kıl ibn-i Munzir el-Hazreci (R.A.)
299.Seyyidüna Ma’mer ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
300.Seyyidüna Ma’n ibn-i Adiyy el-Hazreci (R.A.)
301.Seyyidüna Ma’n ibn-i Yezîd el-Muhaciri (R.A.)
302-Seyyidüna Muavviz ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
303.Seyyidüna Muavviz ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
304.Seyyidüna Mikdad ibn’ül-Esved el-Muhaciri (R.A.)
305.Seyyidüna Muleyl ibn-i Vebre el -Hazreci (R.A.)
306.Seyyidüna Münzir ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
307.Seyyiduna Münzir ibn-i Kudame el-Evsî (R.A.)
308.Seyyidüna Münzir ibn-i Muhammed el-Evsi (R.A.)
309.Seyyidüna Mıhça’ ibn’üs-Salih Mevla Ömer’ibn’ül-Hattab el Muhaciri (R.A.) (ŞEHİD)
310.Seyyidüna Nadr ibn-i Haris el-Evsi (R.A.)
311.Seyyidüna Nu’man ibn-i el-A’rac el-Hazrecî (R.A.)
312.Seyyidüna Nu’man ibn-i Ebi Hazme el-Evsî (R.A.)
313.Seyyidüna Nu’man ibn-i Sinan el-Hazrecî (R.A.)
314.Seyyidüna Nu’man ibn-i Abd-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
315.Seyyidüna Nu’man ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A)
316.Seyyidüna Nu’man ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
317.Seyyidüna Nevfel ibn-i Abdullah el-Hazrecî (R.A.)
328.Seyyidüna Vakıd ibn-i Abdullah el-Muhaciri (R.A.)
319.Seyyidüna Varaka bin İyas el-Hazrecî (R.A)
320.Seyyidüna Vedia bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
321.Seyyiduna Vehb ibn-i Ebî Şerh el-Muhaciri (R.A.)
322.Seyyidüna Vehb ibn-i Sa’d el-Muhaciri (R.A.)
323.Seyyidüna Hanî’bin’Niyar el-Hazrecî (R.A.)
324.Seyyidüna Hübeyl ibn-i Vebre el-Hazrecî (R.A.)
325.Seyyidüna Hilal ibn-i Mualla el-Hazreci (R.A.)
326.Seyyidüna Yezid ibn-i el-Ahnes el-Muhaciri (R.A.)
327.Seyyidüna Yezîd ibn-i Rukayş el-Muhacirî (R.A.)
328.Seyyidüna Yezidi ibn-i Haram el-Hazrecî (R.A.)
329.Seyyidüna Yezîd ibn’ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
330.Seyyidüna Yezîd ibn’üs-Seken el-Evsî (R.A.)
331.Seyyidüna Yezid ibn’ül-Münzir el-Hazrecî (R.A.)
(RADIYALLAHU ANHUM ECMAİN)
Devamını Oku

20 Haziran 2013

Sevgili Peygamberimiz (SAV)’in Hz. Ayşe Validemize Öğüdü


Geçen hafta bir kardeşim e-postama aşağıdaki hadisi gönderdi. Gönderirken 'Babam bunu her gece yatmadan onbir defa okuduğunu söyledi" diye eklemiş. Allah ondan razı olsun ki bizi aydınlatıyor.

'İhtiyacım vardı bana gönderildi' diyerek günlük okuyorum(inşallah), çocuklarıma hatırlatıyorum, diğer insanlarla paylaşıyorum. İnşallah birileri faydalanır düşüncesiyle siteye ekledim. Daha çok kişiye faydalı olacağı ümidi ve niyazıyla... Biz öğüdü önce kendi nefsimize hatırlatır, kendi hatalarımızı düzeltmeye gayret eder diğer insanlara da dua ederiz. Büyüklerimizden gördüğümüz böyle (Benim için en azından bundan sonra).


Son günlerde insanların birbirlerini anlama, dinleme ve kamuya bakış açısı konusunda ki sıkıntıları aşmada Allah Resulü (SAV) belki ufkumuzda yeni bir pencere açar da şu karanlıkları yırtarız ümidiyle... Allah hepimize hidayet etsin, ve ıslah etsin. Amin, amin, Ya Muin, Ta Ha ve Yasin. 



Sevgili Peygamberimiz (SAV) Hz. Ayşe validemize:

“Ya Aişe!
Her gece, 
Cenabı Hakkı hoşnut etmeden, 
Bütün peygamberleri şefaatçi kılmadan, 
Bütün müminleri memnun etmeden, 
Kur’anı Kerimi hatim etmeden, yatma” buyuruyor.

Ayşe annemiz;
“Bütün bunları bir gecede nasıl yaparım ey Allahın Resulü”
deyince peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

Yatmadan önce;
“Sübhânallahi velhamdulillahi velâ ilâhe illallahu vallahu ekber” (3), sonunda “velâ havle velâ kuvvete illa billahil aliyyilazim”.

“Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa ve ma beynehum minen'nebiyyine vel'murselin. Salevatullahi ve selamuhu aleyhim ecmain”(3).

“Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mü'minine yevme yekûmü'l hisâb” (3).

“Bismillahirrahmanirrahîm. Gulhüvallahü Ehâd Allahüssamed Lem Yelid ve Lem Yüled ve Lem Yeküllehü Küfüven Ehad” (3) sonunda “Sadakallahül Azim” diye okursun.

Devamını Oku

13 Eylül 2012

Allah'ı zikretmek II

Yegâne Rabbimiz Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin.
Ve O'nu, sabah ve akşam teşbih edin. O'dur ki, sizi ka­ranlıklardan nura çıkarmak için size rahmet (salât) etmekte, melekleri de (size dua etmektedir). O, mü'minleri çok esirge­yendir.
O'na kavuşacakları gün, onların dirlik temennileri: 'Se­lâm'dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır.[1]

Zikretmek, hatırlamak, hiç unutmamak ya da unutulduğu an tekrar hatırlamak... Unutulmamalı olanı devamlı hatırda tut­mak, zikretmek demektir... İnsanın yegâne yaratanı ve Rabbi Allah Teâlâ, mü'min nıüslüman şahsiyet tarafından çokça zik-redimelidir ki, hiç unutulmasın... Kalb ve beyin, devamlı Al­lah'ı anmakla meşgul olmalıdır... Muvahhid mü'minin her hâli ibadet olmalıdır... Yani, her hâlinde Allah'ı görüyormuş gibi hareket etmelidir... Çünkü o, Allah'ı görmüyorsa da Allah, onu görüyor... Yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s.), "ihsan'"i açıklarken böyle buyurmuştu.[2]

Her anında kalbi, beyni, dili ve hâli ile Rabbi Allah'ı hatırlayıp O'nun huzurunda olduğunun farkında olduğunu idrak eden muvahhid mü'min şahsiyet, za­man zaman en büyük düşmanı olan şeytan tarafından gaflete düşürülüp bu baş vazifesi kendine unutturulabilinir... [3]

Rabbimiz Allah, böyle bir durum için şöyle buyurur:
"Unuttuğun zaman Rabbini an!" [4]

Mü'min bir kalb ve müslim bir beyin sahibi olan muvah­hid şahsiyet, Rabbi Allah ile kesintisiz bir rabıta kurmalı ve bu rabıtasında devamlı olmalıdır... Kalbi, her anında Rabbi Allah'ı anmalı, beyni bunu unutmamalı ve vücûdun diğer organları, Rabbi Allah'ın emrettiği şekilde hareket etmelidir... Kalb, Al­lah'ı anmakta gafil davrandığı bir anda, sıkıntı duymaya baş­lar... Bu gaflet, ona azab vermeye başlar... Kalb, gafletten kur­tulup Rabbi Allah'ı anmaya başladığında sıkıntısı biter, ferah­lanır ve tatmin olup sükûnete erer, huzur bulur...
Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
"Bunlar, iman edenler ve kalbleri Allah'ın zikriyle mut­main olanlardır. Haberiniz olsun, kalbler, yalnızca Allah'ın zik­riyle mutmain olur.
İman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varacak yerin güzel olanı (onlarındır). [5]

Abdullah ibn Abbas (r.anhuma) diyor ki:
Allah Teâlâ, kullarına farz kıldığı her ibadete belli bir sınır koymuştur. Kullann özürlerine göre de onları bu ibadetlerden muaf tutmuştur. Ancak Allah'ı zikretmek bunların dışın­da tutmuştur. Zira Allah'ı zikretmeye bir sınır koymamış ve Allah'ı zikretme hususunda delilerden başka hiçbir kimsenin özürünü kabul etmemiştir. Kulların, Allah'ı, ayakta iken, otu­rurken, yatarken, gece ve gündüz, karada; (havada) ve denizde, yolcu iken, mukim iken anmalarını istemiş, zengin olanın, fakir olanın, hasta olanın, sağlıklı olanın da O'nu, gizli veya açıkça zikretmesini emretmiştir. Sabah-akşam kendisinin teşbih edil­mişini istemiş. Bunu yapan kullarına ise, Allah'ın ve melekle­rin merhametli davranacaklarını ve Allah'ın onları, sapıklığın karanlıklarından çıkarıp hidayetin aydınlığına sevk edeceğini beyan etmiştir. Zira Allah, mü'minlere pek merhametlidir.[6]

Rabbimiz Allah, her hâllerinde kendisini zikreden mu­vahhid mü'min kullarının durumunu şöyle beyan buyurur:
"Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zik­rederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler (ve derler ki:) 'Rabbimiz, Sen bunu, boşuna yaratmadın. Sen, pek yücesin, bizi ateşin azabından koru. [7]

İmam Fahruddin er-Râzî (rh.a.) şunları söyler:
"Allah Teâlâ, mü'min kullarına da, Nebî ve Rasullere emrettiği şeyleri emretmiş, Peygamberlerini eğittiği gibi, onları da irşad etmiş ve işe yeniden mü'minleri ilgilendiren hususla başlamış, Peygamberine:
"Ey Peygamber, Allah'dan kork!" [8]  dediği gibi, mü'minlere de:
"Ey iman edenler, Allah'ı çok zikredin." demiştir.
Ayrıca burada şöyle bir incelik vardır:
Mü'min, bazan Allah'ı zikretmeyi unutabilir. Dolayısıyla zikrine devam etme emri verilmiştir. Peygamber'e gelince, O, mukarreblerden olduğu için unutmaz. Ancak ne var ki, hü­kümdara yakın olan kimse de, ona yaklaştığı için bazan aldanır da böylece korkusu azalır. İşte bu sebeble Cenab-ı Hak:
"Ey Nebî, Allah'dan ittika et!" buyurmuştur.
Çünkü ihlâsh kimse, büyük bir tehlike üzerinde bulunur. Zira, evliya için hasene sayılan, Peygambere göre seyyie olabijr"[9]

Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
"Rabbini, sabah-akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. [10]

"Rabbinize, yalvara yalvara ve için için dua edin. Şübhe-siz O, haddi aşanları sevmez. [11]

Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a.)'ın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
"Zikrin hayırlısı, gizli olanıdır. [12]

Mü'minlerin annesi Aişe (r.anha):
Rasulullah (s.a.s.), her hâlinde (her anında) Allah'ı zikrederdi, demiştir. [13]

Rasulullah (s.a.s.)'e katıksız iman edip O'nu, önder ve hayat örneği kabul eden her mü'min müslüman, O'nun gibi, yegâne Rabbi Allah'ı anmalı, her anında Allah'ı hatırlamalı ve ihsan üzere olmaya gayret etmelidir... Allah'ı zikretmek, dün-ya-ahiret dengesini sağlamak ve emrolunduğu gibi olmak de­mektir... Aşırı gitmeyip, her hak sahibinin hakkını veren, Al­lah'ı ve hükümlerini unutmayan kâmil mü'mindir...
Ebu'd-Derda (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
"Ben size, amellerinizin en hayırlısını, malikinizin (Al­lah) katında en çok beğenilen, (çenetteki) derecelerinizi en çok yükselten, altın ve gümüşü (Allah yolunda) vermekten size da­ha sevablı olan ve düşmanınıza rastlayıp da boyunlarını vurma­nız (gazî olmanız) ile düşmanlarınızın boyunlarınızı vurmasın­dan (şehid edilmenizden) daha üstün faziletli işi haber vereyim mi?"
Sahabîler:
Ya Rasulallah, bu amel nedir? dediler.
Rasulullah (s.a.s.):
"Zikrullah (Allah'ı anmak)tır" buyurdu.[14]

Bu, apaçık bir hakikat olduğu için, Abdullah ibn Abbas (r.anhuma):
Aklı başından giden kişi müstesna, Allah'ı zikretmek­te hiç kimse mazur görülmez! demiştir. [15]

Muaz b. Cebel (r.a.) ise, şöyle der:
Hiç bir adam kendini, Allah (Azze ve Celle)'nin aza­bından, Allah'ı anmak (ibadetin)den daha çok kurtarıcı bir amel (ibadet) işlemedi.[16]
Abdullah b. Büsr (r.a.) anlatıyor: Adamın biri:
Ya Rasulallah, İslâm'ın (nafile) ibadetleri bana fazla geldi ve bana (devamlı yapabileceğim) bir şey bildir ki, ona sa­rılayım! dedi.
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"Dilinin, devamlı olarak Allah'ın zikri ile ıslak kalması. [17]
Muvahhid mü'minler, her anlarında Rabbleri Allah Te-âlâ'yı anarken, O'nu teşbih ederler... Bu tesbihat sabah-akşam devamlıdır...
İmam Fahruddin er-Râzî (rh.a.), şu açıklamayı yapar:
"Yani, 'O'nu zikrettiğinizde, sizin O'nu zikretmenizin bir ta'zîm ve O'nu noksanlardan tenzih etmek tarzında olması gerekir' demek olup, bu âyetteki 'teşbih' kelimesiyle kasdedilen de budur. Buradaki 'teşbih' sözüyle namazın kasdedildiği de ileri sürülmüştür. Yine, 'namaz için, o kimsenini sabah-ak­şam yapacağı teşbihi, bunu devamlı yapmasına bir işarettir' de­nilmiştir.
Bu, böyledir! Zira, sözün umumî ve genel olmasını iste­yen kimse, iki uçtan bahseder. Bu iki uçtan, o ikisinin ortası da anlaşılmış olur.
Nitekim, Hz. Peygamber (s.a.s.):
"Şayet sizin evveliniz ve sonunuz.[18] buyurmuş,
"sizin ortanız....." dememiştir. İşte böyle olan sözler, umumîliği en ileri bir tarzda ifade ederler. [19]

İmam Kurtubî (rh.a.) de şöyle der:
"Yani dillerinizi, hâllerinizin çoğunda teşbih, tehlîl, tah-mîd ve tekbir ile meşgul ediniz.
Mücahid (rh.a.) dedi ki:
Bu sözleri, abdestli, abdestsiz ve cünub olan herkes söyleyebilir. Bunun, 'O'na dua edin' anlamında olduğu da söy­lenmişti ir.
(Şair) Cerir şöyle demektedir:
"Duna teşbihini (namazını) sakın unutma. Çünkü Yusuf,
Rabbine (o vakit) dua etmişti de teşbih edince (Rabbi) O'nu seçmişti."
Bu açıklamaya göre, sabah-akşam Allah için namaz kılı­nız, denilmek istenmiştir. Çünkü namaza da teşbih denilebil­mektedir. Özellikle sabah, akşam ve yatsı vakitlerinin sözkonu-su edilmesi, bu vakitlerde kılınacak namazların teşvik edilme­sinin daha uygun oluşundan dalayıdır. Zira bu vakitler, günün çeşitli noktalan ile bitişik bulunmaktadır.
Katâde ve Taberî de şöyle demişlerdir:
Burada, sabah ve ikindi namazlarına işaret edilmekte­dir.[20]

Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
"Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı teşbih edip (yüceltin).
Hamd, O'nundur. Göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de." [21]

Yegâne Rabbimiz Allah'ı çokça zikreden ve O'nu, sa-bah-akşam teşbih eden katıksız iman edenlere verilen nimetleri şöyle beyan ediyor Allah:
"O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet (salât) etmekte, melekleri de (size dua etmektedir). O, mü'minleri çok esirgeyendir."
Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ, muvahhid mü'min kulları­nın velisidir... Onların dostu ve yardımcısıdır... Onları koruyan ve her türlü sıkıntıdan kurtarandır...
"Allah iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisidir. Onları, karanlıklardan nura çıkarır. [22]

İmam İbn Kesir (rh.a.) şöyle diyor:
"Sizi, karanlıklardan nura çıkarmaak için, size rahmeti ve övgüsü sayesinde, meleklerinin de size duası sebebiyle sizi cehalet karanlıklarından ve sapıklık zulumatmdan, hidayet ve yakîn nuruna götürür. [23]

Abdullah ibn Humeyd (rh.a.), Mücahid (rh.a.)'den nak­leder:
Mücahid (rh.a.) şöyle demiş:
Ne zaman:
"Şübhesiz, Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler, siz de O'na salât edin ve tam bir teslimiyetle O'na selâm verin." [24]âyeti indirildi,

Ebu Bekr (r.a.):
Ya Rasulallah, Allah Teâla ne zaman hayır indirirse, onda, biz sana ortak olduk, dedi.
Bunun üzerine:
"O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet (salât) etmekte, melekleri de (size dua etmektedir). Allah, mü'minleri çok esirgeyendir.[25] âyeti in­di.[26]

İmam Kurtubî (rh.a) şöyle diyor:
"Derim ki: Bu da, yüce Allah'ın bu ümmet üzerindeki en büyük nimetlerden bir nimettir. Aynı zamanda bu ümmetin, di­ğer ümmetlerden daha üstün oluşuna da bir delildir. Yüce Al­lah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:
"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. [27]
Allah'ın kula salât getirmesi, ona rahmet buyurması ve ona bereketler vermesidir. Meleklerin salâtı ise, mü'minlere d-ua etmeleri, onlar için Allah'dan mağfiret dilemeleridir. [28]

Emirü'l-mü'minin İmam Ömer ibnü'l-Hattab (r.a.) anla­tıyor:
Rasulullah (s.a.s.)'e esirler geldi. Bir de baktık ki, esir­lerden bir kadın aranıyor. Esirler arasında bir çocuk bulduğu vakit onu alıyor, göğsüne yapıştırıyor ve emziriyor.
Rasulullah (s.a.s.) bizi:
"Bu kadının, çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız?" buyurdu.
Biz:
Hayır, Vallahi, onu atmamak elinden gelirse (atmaz), dedik.
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.):
"Muhakkak Allah kuluna, bu kadının çocuğuna acıma­sından daha çok acır (merhamet eder)." buyurdular.[29]

Meleklerin, mü'min müslüman kullar için dua etmesi ve onlar için Allah'dan mağfiret dilemeleri konusunda, Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor:
"Arş'ı yüklenmekte olan ve çevresinde bulunanlar, Rabblerini hamd ile teşbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: 'Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından herşeyi kuşatıp sardın. Tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru.
Rabbimiz, onları, Adn cennetlerine sok ki, onlara (bunu) va'dettin. Babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanla­rı da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin.
Ve onları, kötülükten koru. O gün Sen, kimi kötülükten korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük kurtu­luş ve mutluluk budur. [30]

İmam İbn Kesir (rh.a.) şöyle diyor:
"Ve O (Allah), mü'minleri çok esirgeyicidir." Dünya ve ahirette mü'minlere merhametlidir. Dünyada, başkalarının bil­mediği hak yolu onlara göstermekle onlardan başka küfür, bid'at ve isyan taraftarlarının ve sapıkların sapıttığı yolda, on­lara doğruyu göstermekle merhamet etmiştir. Ahiretteki merha­metine gelince, mü'minleri büyük dehşetten, yani kıyamet teh­likesinden korumuş, meleklerine; onları kurtuluş müjdesiyle karşılamalarını, cehennemden kurtulup cennete gittiklerini müjdeleyerek bildirmelerini emretmiştir. Bu, Allah'ın onlara sevgisinden, şefkatinden başka bir şey değildir.[31]
Ahiret âleminde ebedî cennet yurduna "Selâm" ile karşı­lanan muvahhid mü'minlere Allah, üstün bir ecir hazırlamıştır:
"Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, sevinç ve mutluluk dolu bir meşguliyet içindedirler.
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yas­lanmışlardır.
Orada taptaze meyveler onların ve istek duydukları her-şey onlarındır.
Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü 'selâm' (vardır). [32]
"Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerin­den ve soylarından salih davranışlarda bulunanlar da (Adn cen­netlerine girer). Melekler, onlara her kapıdan girip (şöyle der­ler):
'Sabrettiğinize karşılık selâm size. (Dünya) yurdun(un) sonu ne güzel. [33]
"Oradaki duaları: 'Allah'ım, Sen, ne yücesin'dir ve oradaki dirlik temennileri: 'Selâm'dır. Dualarının sonu da: 'Ger­çekten hamd, Âlemlerin Rabbi Allah'ındır.[34]
Allah'a katıksız iman edip tam itaat ederek, O'nu çokça anan ve sabah-akşam teşbih eden muvahhid mü'minlerin göre­ceği, kendisinden hiçbir şübhe olmayan karşılık bu olduktan sonra, o hâlde:
"Ey iman edenler, ne mallarınız, ne çocuklarınız sizi, Al­lah'ı zikretmekten tutkuya kaptırarak alıkoymasın. Kim böyle yaparsa, artık onlar hüsrana uğrayanların tâ kendileridir." [35]



[1] Ahzab, 33/41-44.
[2] Bkz. Sahih-i Buhârî, Kitabu'1-İman, B. 37, Hds. 43. Sahİh-i Müslim, Kitabu'1-İman, B. 1, Hds. 1. Sunen-i Ebu Davud, Kitabu's-Sünnet, B. 17, Hds. 4695. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'1-İman, B. 4, Hds. 2738.
[3] Bkz. En'am, 6/68. Kehf, 18/63.
[4] Kehf, 18/24.
[5] Ra'd, 13/28-29.
[6] et-Taberî, Taberi Tefsiri, C. 6, Sh. 503.
İbn Kesir, Hadislerle Kur'ân-ı Kerim Tefsiri, C. 12, Sh. 6554.
[7] Âl-i İmrân, 3/191. Nisa, 4/103.
[8] Ahzab, 33/1
[9] Fahruddin er-Râzî, A.g.e. C. 18, Sh. 269.
[10] A'raf, 7/205.
[11] A'raf, 7/55.
[12] İmam Buhârî, Halku Efalu'1-İbad - Hadis-i Şerifler Işığında İlâhi Kelâmın Müdafaası, çev. Yusuf Özbek, İst. 1992, Sh. 92, Hds. 287. Ahmed ibn Hanbel, Kitabu'z-Zühd, C. 1, Sh. 25, Hds. 54.
İmam er-Rûdânî, Cemu'I-Fevaid, C. 5, Sh. 234, Hds. 9213.
Ahmed b. Hanbel, Müsned, C. 1, Sh. 172, 180, 187 ve Ebu Ya'lâ'dan.
İmam Hafız el-Munzirî, A.g.e. C. 4, Sh. 17, Hds. 17. Ebu Avane ve
İbn Hıbban'dan.
[13] Sahih-i Buhârî, Kitabu'1-Ezan, B. 19 (Bab başlığında).
Kitabu'1-Hayz, B. 8 (Bab başlığında). Sahih-i Müslim, Kitabu'1-Hayz, B. 30, Hbr. 117. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu't-Tahare, B. 9, Hbr. 18. Sünen-i İbn Mace, Kitabu't-Tahare, B. 11, Hbr. 302.
[14] Sünen-i İbn Mace, Kitabu'1-Edeb, B. 53, Hds. 3790. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'd-Daavat, B. 5, Hds. 3509.
İbn Kesir, A.g.e. C. 12, Sh. 6553. Ahmed b. Hanbel'den.
[15] İmam Kurtubî, A.g.e. C. 14, Sh. 121.
[16] Sünen-i İbn Mace, Kitabu'1-Edeb, B. 53, Hds. 3790'nın devamında. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'd-Daavat, B. 5, Hds. 3599'un devamında. Abdullah İbnü'l-Mübarek, Kitabu'z-Zühd, Sh. 256, Hbr. 980. İmam er-Rûdânî, A.g.e. C. 5, Sh. 234, Hbr. 1217. Taberânî'den.
[17] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'd-Daavat, B. 4, Hds. 3597. Sünen-i İbn Mace, Kitabu'1-Edeb, B. 53, Hds. 3793.
Ahmed ibn Hanbel, Kitabu'z-Zühd, C. 1, Sh. 62, Hds. 189. C. 2,
Sh. 551, Hds. 2370.
İmam Hafız el-Munzirî, A.g.e. C. 3, Sh. 330, Hds. 5. İbn Hıbban ve
Hakim'den.
Abdullah ibn Mübarek, Müsned, çev. Tevhid Ajans, İst. 1998, Sh.
21, Hds. 44.
İbn Kesir, A.g.e. C. 12, Sh. 6553. Ahmed b. Hanbel'den.
[18] Bkz. Sünen-i Tirmizî, Kitabu Sıfatu'l-Kiyame, B. 15, Hds. 2613. Sünen-i İbn Mace, Kitabu'z-Zühd, B. 30, Hds. 4257.
[19] Fahruddin er-Râzî, A.g.e. C. 18, Sh. 269.
[20] İmam Kurtubî, A.g.e. C. 14, Sh. 122.
[21] Rum, 30/17-18.
[22] Bakara, 2/257.
[23] İbn Kesir, A.g.e. C. 12, Sh. 6555.
[24] Ahzab, 33/56
[25] Ahzab, 33/43
[26] İmam Suyutî, Esbab-ı Nüzul, C. 2, Sh. 538-539.
Abdulfettah el-Kadî, A.g.e. Sh. 315
İmam Kurtubî A.g.e. C. 14, Sh.
[27] Âl-iİmrân, 3/110
[28] İbn Abbas (r.anhuma)'dan. 922) İmam Kurtubî, A.g.e. C. 14, S. 123
[29] Sahih-İ Buhârî, Kitabu'1-Edeb, B. 18, Hds. 28. Sahih-i Müslim, Kitabıf t-Tevbe, B. 4, Hds. 22. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l-Cenaiz, B. 1, Hds. 3089. Taberânî, Mu'cemu's-Sağir, C. 1, Sh. 270, Hds. 181. et-Taberî, A.g.e. C. 6, Sh. 503.
İbn Kesir, A.g.e. C. 12, Sh. 6555. Ahmed b. Hanbel'den (Benzer hadis).
[30] Mü'min, 40/7-9.
[31] İbn Kesir, A.g.e. C. 12, Sh. 6555.
[32] Yasin, 36/55-58.
[33] Ra1 d, 13/23-24.
[34] Yunus, 10/10.
[35] Münafikun, 63/9.
Devamını Oku

Allah'ı zikretmek

ALLAH'I ZİKRETMEK

allah'i zikretmek
    Allah'ı zikretmek manevî hareketin ve Allah'a yakınlığa doğru seyr ve sülûk etmenin başlangıç noktası sayılabilir. Sülûk eden bir insan zikir vasıtasıyla tedricen madde ufuğundan daha yukarılara çıkar, sefa ve nuraniyet âlemine ayak basar ve Allahu Teâlâ'ya yakınlık makamına ulaşıncaya dek tedricen mükemmelleşir. Allah'ı anmak ibadetlerin ruhu ve onların meşru oluşunun en büyük hedefi menzilesindendir. Çünkü her ibadetin değeri insanın teveccüh miktarı kadardır. Ayet ve hadislerde Allah'ı zikretmek konusunda pek fazla tavsiyeler edilmiştir. İşte bir kaç örnek:
    Allahu Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin (anın). [1]
  
Keza buyuruyor ki: Onlar (akıl sahipleri), ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikreder ve göklerin ve yerlerin yaratılışı hakkında düşünürler. (Ve derler ki:) Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen münezzehsin, bizi ateşin azabından koru. [2]
    Başka bir yerde de şöyle buyurmakta: Gerçekten de kendini temizleyip-arınan ve rabbinin adını anıp da namaz kılan kurtulur, murada erer. [3]

    Ve yine buyuruyor ki: Ve sabah, akşam rabbinin adını zikret [4]

    Diğer bir yerde de şöyle buyuruyor: Rabbini çokça zikret ve akşam, sabah O'nu tesbih et. [5]

    Allahu Teâlâ Nisa Suresi'nde buyuruyor ki: Namazı bitirdiğinde, Allah'ı ayaktayken de, otururken ve uzanırken de zikredin. [6]

    İmam Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Her kim Allah'ı fazla zikrederse Allahu Teâlâ onu Cennet'te kendi lütfunun gölgesi altında tutar. [7]
allah'i zikretmek
  
İmam Sadık (a.s) ashabına şöyle buyurmuşlardır: Mümkün olduğu kadar gece gündüz her saatte Allah'ı anın. Çünkü Allahu Teâlâ kendisini fazla zikretmenizi emretmiştir size; Allahu Teâlâ kendini anan bir mümini anar. Bilin ki, bir mümin Allah'ı anarsa Allah da onu anar. [8]
    Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Allahu Teâlâ Hz. Musa'ya (a.s) şöyle buyurmuştur: Gece ve gündüz boyunca beni çokca zikret; zikredince huzu ve huşu içinde, belayla karşılaşınca sabırlı ve beni anınca huzurlu ve sakin ol. Bana ibadet et ve ortak koşma. Herkes bana dönecektir. Ey Musa! Beni kendine zahire edin; hazinen olan kalıcı salih amellerini benim yanıma bırak. [9]

    İmam Sadık (a.s) başka bir yerde de şöyle buyurmaktadır: Allah'ı zikretmekten başka her şeyin bir haddi ve sınırı vardır; ancak Allah'ı zikretmenin bir haddi ve sınırı yoktur. Allah'ın bir takım farizaları vardır ki her kim onları yaparsa sınırları odur. Her kim Ramazan ayının orucunu tutarsa onun sınırı odur. Hac da sınırlıdır, Her kim hac merasimlerini yerine getirirse onun sınırı da odur. Ancak Allah'ı zikretmenin bir sınırı yoktur. Allahu Teâlâ onun azına razı olmamıştır. Ona son bulacağı bir sınır da bırakmamıştır.
    Daha sonra şu ayet-i kerimeyi okudu: Ey iman edenler, çokça Allah'ı zikredin. Ve O'nu sabah ve akşam tesbih edin. (Ahzab / 41-42) ve Allahu Teâlâ bu ayette zikir için belli bir miktar tayin etmemiştir buyurdu.

    İmam (a.s) daha sonra şöyle devam etti: Babam İmam Muhammed Bâkır (a.s) çokça zikrederdi. Ben onunla birlikte yürürken o Allah'ı zikretmekteydi. Onunla yemek yerken o zikrederdi. Hatta halk ile konuştuğu zamanda bile Allah'ın zikrinden gafil değildi. Dili ağzına yapıştığı halde dahi lâ ilahe illallah dediğini görüyordum. Sabah namazından sonra bizi etrafına toplayarak güneş doğuncaya kadar zikretmemizi emrederdi.

    (Sonra da şöyle devam etti:) Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: (Size her amelden daha fazla derecenizi yükseltecek, Allah yanında her şeyden daha temiz ve daha sevgili olan, sizin için dirhem ve dinardan daha iyi ve hatta Allah yolunda düşmanlarınızla cihad etmekten daha faziletli olan amellerin en iyisini haber vereyim mi?) Buyur ya Resulullah, diye arzedilince (Allah'ı çokca zikredin), diye buyurdu.

    İmam Sadık (a.s) daha sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: Adamın biri Resulullah'ın (s.a.v) huzuruna çıkarak: Mescid ehlinin en üstünü kimdir? diye arzetti. Resulullah (s.a.a): Allah'ı diğerlerinden daha fazla zikreden kimsedir, cevabını verdi. Resulullah buyurmuştur ki: Herkimin zikreden dili varsa dünya ve Ahiretin hayırı ona verilmiştir. [10]
    Resulullah (s.a.a) Ebuzer'e şöyle buyurmuştur:
 Kur'ân tilavet et ve Allah'ı çokça zikret; zira bu iş senin göklerde zikredilmene sebep ve yeryüzünde senin için nur olur. [11]
    İmam Hasan'ın (a.s) Resul-i Ekrem'den (s.a.a) şöyle rivayet ettiği nakledilmiştir: Cennet bahçelerine doğru yarışın. Ashab: Cennet bahçeleri nelerdir? diye sorunca, Hazret: Zikir halkalarıdır. cevabını verdiler. [12]
  
İmam Sadık (a.s) Hz. Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakleder:
Gafiller arasında Allah'ı zikreden kimse (savaştan) kaçanlar arasında bir mücahid gibidir ve Cennet böyle bir mücahide farzdır. [13]
    Resulullah'ın (s.a.a) ashabına şöyle buyurduğu nakledilmektedir: Cennet bahçelerinden yararlanın. Ya Resulullah! Cennet bahçeleri nelerdir? diye arzedilince Hazret: Zikir meclisleridir. Gece gündüz Allah'ı zikredin; herkim Allah yanında kendinin değer ve makamını bilmek istiyorsa Allah'ın kendisi yanında makamının ne olduğuna baksın. Çünkü Allahu Teâlâ kulunu, kulunun O'nun kendisi (Allah) için seçtiği makama ulaştırır. Bilin ki sizin derecenizi her amelden daha yukarı çıkaran ve sizin için güneşin ışıdığı şeylerden daha iyi olan amellerinizin en iyisi, Allah'ı zikretmektir. Zira Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur: Ben, beni zikredenle birlikteyim. [14]
-----------------------------------------------------------------------------
[1]- Ahzab / ul.
[2]- Âl-i İmran / 191.
[3]- A'la / 14-15.
[4]- İnsan / 25.
[5]- Âl-i İmran / 41.
[6]- Nisa / 103.
[7]- Vesail-uş Şia, c.4, s.1182.
[8]- Vesail-uş Şia, c.4, s.1183.
[9]- Vesail-uş Şia, c.4, s.1182.
[10]- Vesail-uş Şia, c.4, s.1181.
[11]- Bihar-ul Envar, c.93, s.154.
[12]- Bihar-ul Envar, c.93, s.156.
[13]- Bihar-ul Envar, c.93, s.163.
[14]- Bihar-ul Envar, c.93, s.163.
Devamını Oku

18 Mayıs 2012

Rabbimiz Soruyor: Ebubekir Benden Razı mıdır?


Rabbimiz Soruyor: Ebubekir Benden Razı mıdır?
Tebük Seferi hazırlıkları..
Efendiler Efendisi (sallallahu aleyhi ve sellem) ilk kez gideceği yerin ismiyle hitap ediyor.
Gideceğiz ve hazırlıklara başlayınız buyuruyor.
Yardım seferberliği başlıyor maddi-manevi..
Kimi bir çift hurmayı sarıyor sarmalıyor huzura getiriyor.
Kimisi döküyor duygu yüklü bulutlarını,
Kimisi de veremedik diyerek çocuk gibi ağlıyorlar..
Evet evet, çocuk gibi ağladılar Sahabe Efendilerimiz,
Hay ayakları öpülesi kahramanlar!..
Nerdeydi benim cömert duygularım, nerdeydi?
Ya siz neredeydiniz, ben doğmadan önce,
İçimde mi yoksa, hakiki manada sevmeye çalıştığım kalbimde mi?
Bütün öğretmenlik maaşımı size vermeye hazırdım: Dün-bugün ve yarın..
Veremediğinize çok üzüldüm, çok üzüldü bu ümmet!
Olsundu; olsun, teselliniz hiç de gecikmemişti..
Tevbe suresinde sizin bu ağlamalarınız ve hıçkırıklarınız,
Ayetle medhedilmişti.. yetmez miydi?
Ey kahramanlar, ey hayatı dopdolu sinesinde yaşayanlar!
Eğer ben de bu ortamda veremezsem, kendi halime ağlayacağım.

Hazreti Ömer (radıyallahu anh), perdenin bir kenarında Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh)’ı izliyordu,
Hayırda yarışanların sahnesiydi bu demler,
Hayırda koşturanları tarih asla unutmayacaktır,
Hırs prangalarından arınamayanları ise tarih, olumlu nakletmeyecektir
Hazreti Ömer (radıyallahu anh) işte bugün bu olsun dercesine ileriye atılmıştı
Hayrın kahramanı “Bugün Ebubekir’i geçeceğim” diyordu,
Malının yarısını getirmiş, yarısını da nafaka olarak ayırmıştı ailesine
Perde bu şekilde devam ediyordu,
Gökyüzü ve yeryüzü melekleri yaşlı gözlerle izliyorlardı bu tabloyu
Melekler iyilik defterlerine yazmada ayrı bir yarışa girişmişlerdi
Herkes yarıştaydı: Yazmada, vermede ve ağlamada..
Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh) ise bambaşka bir düşünce içerisindeydi o gün,
Efendiler Efendisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’nin isteği kendisi için ab-ı hayattan da öteydi,
O (sallallahu aleyhi ve sellem) istemişse tereddütsüz her şeyini verebilirdi,
Bugün ancak inananlar verebilirdi,
Sisli ve paslı camlardan yönelen bakışlar yıldıramazlardı o kahramanları,
Yol alınmıştı artık, yolları yolumuza yol olmuştu
Bu öyle bir itaatti ki, kalbe nakış halinde örülmüştü
Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh) malının tamamıyla gelmişti huzura..
Huzuru bulmak için adım atmıştı ve huzur için yarışmıştı
Huzur hazırdı, hazırdı huzuru yakalamak isteyen gözler
Efendiler Efendisi (sallallahu aleyhi ve sellem) sordu:
Ya Ebabekir, eşine ve çocuklarına bir şey bırakmadan mı geldin?
Evet geldim Ya Rasulallah! Onları Allah’a emanet bırakarak geldim..
Gelenler bu şekilde gelmişti.. kem nazarların kostümü işlemezdi,
Oktan daha tesirli sözler, bamtellerini cezbeye getirmişti adeta
Huzura gelirken nasıl gelmişti Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh)?
Misafir gölgeler yardım edememişlerdi ona ilk bakışta,
Fakat o yardımını farklı bir pencereden almıştı sessizce ve derince
Sonsuzluk kanatları takmaya layık elbiseleri bir ara yırtılmıştı
Ah benim kahraman efendim,
Uzatamadım sana bütün kıyafetlerimi, kumaşlarımızı
Uzatamadık sana yakınlığımızı ve yakın kalma hevesimizi
Uzanamadık meyve sunmaya hazır lebriz dallara
Pişmanlık gözyaşlarımız yeter mi bilemeyiz ama,
Senin bize bu halin yeterdi.. yeterdi bu sonsuzluk takısı
Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh) yırtılmış giysisini yerden aldığı bir diken ile birleştiriyor
Meğer ne kadar uzak kalmışız bu bir olma haline!..
Kalbimize batan onlarca dikenlerimizi dahi elimizle atamazken,
Atamadığımız her nefis tomurcuk (!), aslında bir diken..
Hazreti Ömer (radıyallahu anh) net bir şekilde ifade ediyor onun büyüklüğünü:
“Ebubekir’i geçemeyeceğimi anladım…”

Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh)’ın bu elbisesi, daha doğrusu bu tavrı
İlahi merhameti tecelli ettiriyor,
Hakiki merhamet konuşuyor ve hükmünü söylüyor
Hüküm, yeni bir elbise halinde kainata leziz sözler damıtıyor
Hüküm, Sonsuz Hakim’in sözleriyle letafet kazanıyor
Kahramanlar, bin basamak zirveye yükseliyor bir kalp ile
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Ya Habibim, söyle Ebubekir kuluma, Ben ondan razıyım,
Acaba o Ben’den razı mıdır?”

Hükmün şemsiyesi altında yağan yağmur,
Hükmün kucağı içinde kaynayan kalb,
Hükmün kirpikleri bünyesinde ıslanmış göz,
Yılların gidişatına ram olmayan itirafın ile
Aynandaki siluetinle bin defa haklı olarak ağla!..
Devamını Oku

11 Mayıs 2012

Dua Vakti

"Allah'ım, günahlarım boynumu büktü. Günahlarımın çokluğu ile utanıyorum. Ve gafletimin şiddeti sesimi kıstı. Senin rahmet kapını çalıyorum. Ve mağfiret kapında seyyidim ve senedimin -Senin kapında makbul olan nidasıyla- nida ediyorum."
Devamını Oku

29 Nisan 2012

İnsandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem...


İnsandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem...

Hep nefis çıkar karşıma,
ölüp ölüp dirilsem;
insandan kaçmak kolay;
kendimden kaçabilsem.

Başım çığlıklı çocuk,
Onu nasıl avutsam?
Ne yapsam da ölümü,
Bir saatçik unutsam ?.

Beni zaman bölüyor,
Beni doğruyor adet,
Medet ey birin Bir’i,
Ey birin Bir’i medet!

Ölünün Odası 

Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek; korkusundan dirilmiş.
Süt beyaz duvarlarda çivilerin gölgesi
Artık ne bir çıtırtı ne de bir ayak sesi…
Yatıyor yatağında dimdik, upuzun, ölü;
Üstü, boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam; mıhlı ahşap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
Belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm
.
Necip Fazıl Kısakürek

Dua
Bende sıklet, sende letafet...
Allah'ım affet!

Lâtiften af bekler kesafet...
Allah'ım affet!

Etten ve kemikten kıyafet...
Allah'ım affet!

Şanındır fakire ziyafet...
Allah'ım affet!

Âcize imdadın şerafet...
Allah'ım affet!

Sen mutlaksın, bense izafet!
Allah'ım affet!

Ey Kudret, ey Rahmet, ey Re'fet!
Allah'ım affet!
Necip Fazıl Kısakürek
Devamını Oku
Bu sitede sigara içilmez.. Havanı koru SABİM ALO 184 T.C. Sağlık Bakanlığı T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Buluşma Noktası RTÜK 178 İnternet yaşamdır... FATİH (Fırsat Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) Projesi

Yukarı git